Akaid

Şüpheden Yakîne Akli Esaslar – III

Bir şeyin varlığının ispatı, onun ille de beş duyu organıyla ya da gözlem ile sabit olmasını gerektirmez.

Vakıada (gerçeklikte) bir şeyin varlığının ispatına odaklandığımızda, bunun üç yol ile mümkün olduğunu görürüz:

1. Müşahede (Gözlem)
Mesela Bekir’in bize doğru geldiğini gördüğümüzde, onun hareket hâlinde olduğunu müşahede usulüyle ispat ederiz.

2. Sadık Haber (Doğru Haber)
Bir şeyin varlığı bazen sadık haber ile de bilinebilir. Ancak burada kastedilen; yalnızca herhangi bir kimsenin doğru söylediğine kanaat edilmesi değildir. Bilakis doğruluğu sabit olmuş bir haberin bildirilmesidir.

Mesela birçok kimsenin yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün görülmeyecek şekilde aynı haberi nakletmesi yahut doğruluğu delil ile sabit olmuş bir habercinin verdiği haber, bizlere bir durumun varlığını ispat edebilir.

Ancak burada da daha kuvvetli bir inkârın bulunmaması gerekir.

Örneğin bir kimse bizlere Bekir’in gece vakti geldiğini ve seni silah ile yaraladığını haber verdi. Ancak sen kimsenin seni yaralamadığını bizzat biliyorsun. Bu durumda senin müşaheden (yaşayarak bilmen), o haberden daha kuvvetli bir delildir. Dolayısıyla burada haber kabul edilmez.

Demek ki haber de kendi içinde derecelere ayrılır; her haber aynı kuvvette bilgi ifade etmez.

3. Aklî Delillendirme (İstidlal)
Bir şeyin varlığı bazen doğrudan görülmeden de aklî yollar ile bilinebilir.
Mesela uzaktan yükselen dumanı görüp orada bir ateşin bulunduğunu söylememiz buna bir örnektir.

Her ne kadar ateşi bizzat görmemiş olsak yahut bir kimse bize onun varlığını haber vermese dahi, “Duman varsa onu meydana getiren bir sebep de vardır.” diyerek sonuca ulaşırız. Çünkü akıl, bazı sonuçların belirli sebeplere bağlı olduğunu bilir.

Görünmeyeni İnkâr Etmenin Aklî Ziyanı
Kısacası bir durumun varlığı müşahede veya haber ile açıklanamıyorsa, sırf bizzat şahit olmadık diye hakikatte onun varlığını reddetmek aklen zorunlu değildir.
Bir şeyin gözle görülmemesi, onun yokluğunu gerektirmez.

O hâlde bizlere nasslardan bildirilen “gökyüzünün yeryüzü üzerinde yedi katmanlı oluşu” gerçeğini de, her ne kadar mavi görünen kubbede gözlerimiz ile doğrudan şahit olmasak da, sadece görünene bakarak inkâr edemeyiz. Çünkü bu durum aklen imkânsız değildir.

Bilakis aklen mümkün olan bir hususta, ne zaman ki sadık bir haber onun varlığını bildirirse; naklî delil o hususun kabulü için muteber bir dayanak hâline gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir