Maslahat Teorisi ve Şeriatın Koruduğu Beş Esas Mîzan: Usûl-i Fıkıh Serisi-I
Maslahat: İnsanın beş temel esasını korumaya yönelik fayda veren şeydir. Bu esasların korunmasına zarar veren veya onları bozan şeye “Mefsedet” denir. Bu beş şey ehemmiyet açısından sırasıyla; din, can (veya azalarından biri), akıl, nesil ve maldır. Bu beş esasın korunmasına vesile olan maslahatlar üç mertebe üzerinden değerlendirilir. Bunlar ise ehemmiyet açısından sırasıyla şu şekildedir:
1. Zaruret
Bu beş esasın herhangi birine zarar gelmesinden korkulmasına denir. Bunlar da sırasıyla şu şekildedir:
- Dini koruma ya dinin rükünlerini yerine getirmekle (iman etmek, kelime-i şehadet getirmek ve İslam’ın diğer rükünleri gibi) ya da meydana gelen veya gelmesi muhtemel mefsedeti gidermekle (cihat etmek veya bidate davet edenin cezalandırılması gibi) olur.
- Canı koruma ya hayatı devam ettirmekle (yaşamaya bağlı olan yeme, içme ve barınma gibi) ya da men etmekle (diyet cezası verilmesi veya kısas uygulanması gibi) olur.
- Nesli koruma ya nesli devam ettirmekle (evlenmek veya nafaka verilmesi gibi) ya da men etmekle (zinanın haram olması ve yapanın cezalandırılması gibi) olur.
- Aklı koruma ya aklı işlevsel tutmakla (aklı yerinde tutacak ölçüde yemek yeme gibi) ya da men etmekle (sarhoş edici şeylerin haram kılınması ve içenin cezalandırılması gibi) olur.
- Malı koruma ya malı sürdürmekle (insanlar arasında yapılan muameleler gibi) ya da men etmekle (hırsızlığın haram kılınması ve yapanın cezalandırılması gibi) olur.
2. Hacet
Bu beş şey üzerinden zaruret bulunmaksızın meşakkati gidermeye yönelik ihtiyaç duyulan şeydir. Bunların misalleri:
- Din hususunda: Hacetten dolayı verilen ruhsata örnek: seferde oruç tutmama ruhsatı.
- Can hususunda: Hayatta kalmaya yetecek miktardan fazlasını elde etmek. Örneğin; avlanmak veya helal olan şeylerin yenmesi gibi.
- Nesil hususunda: Mehrin ve talakın meşru olması gibi.
- Akıl hususunda: İlim öğrenmek gibi.
- Mal hususunda: Selem akdinin caiz olması gibi.
3. Tahsin
Bu beş şey üzerinden zaruret ve hacet söz konusu olmadan güzel ahlakı yerine getirmektir. Bunların misalleri:
- Dinle alakalı olarak: Avreti örtmek, necaseti gidermek gibi.
- Canla alakalı olarak: Yeme içme adabı veya israftan ve cimrilikten uzaklaşmak gibi.
- Nesille alakalı olarak: Eşler arasında âdâb-ı muâşerete riayet etmek gibi.
- Akılla alakalı olarak: Boş işlerden uzak durmak gibi.
- Malla alakalı olarak: Mal sayılmayan (necaset gibi) şeyleri satmamak gibi.
Ehemmiyet ve Öncelik Sırası
Ehemmiyet (öncelik) sıralaması; önce zaruret, sonra hacet, en son da tahsin şeklindedir. Şöyle ki; bir hüküm hacet ile uygulandığı zaman zaruret hükmünü, tahsin ile uygulandığı zaman hacet hükmünü ihlal ediyorsa o zaman bu uygulama yerine getirilmez.
Örneğin; bir kimse yanında leş dışında başka bir yiyeceği yok ise bu durumda açlıktan ölmemek için hacet gereği helal olan şeyleri yemek yerine zaruret gereği o leşten yaşayabileceği miktar yemesi farzdır.
Başka bir misal; cemaatle namaz kılmak hacet sebebiyle gerekli olan bir şey olduğu için kişi imamın fasık olmasından dolayı, yani tahsin sebebiyle cemaati terk etmez.
Aynı şekilde, bu esaslar kendi aralarında çatıştığında da ehemmiyetli olan öne alınır.
Örneğin; cihat yapmak bir yandan dini muhafaza etmek, bir yandan da canı tehlikeye atmaktır. Burada din daha ehemmiyetli olduğundan diğer zaruri duruma bakılmaz.
Ancak aynı derecede olup aynı hususta iki mesele karşı karşıya geldiği zaman toplum açısından faydalı olan öne alınır.
Örneğin; şehirde bulunan bir kimsenin, şehre gelecek ve halkın ihtiyaç duyacağı malın tamamını satın alması, ona fayda sağlasa da şehir halkına zarar verdiği için caiz değildir.
Başka bir misal; farz olan meselelerin öğrenilmesi sünnet olan meselelerin öğrenilmesinden önce gelir. Çünkü farzın sağladığı maslahat (fayda) daha büyüktür.

