Fıkıh

Dijital Kul Hakkı

Ekranın ardında kaybolduğunu sandığımız izler, belki de en çok görülenlerdir. Bir yorum yazıp “gönder”e bastığımızda, bir haberi doğruluğunu sorgulamadan paylaştığımızda ya da birinin emeğini sessizce sahiplendiğimizde, çoğu zaman bunu sadece dijital bir hareket olarak görürüz. Oysa İslam açısından bakıldığında, bu eylemler görünmez değil; aksine insanın sorumluluğunu doğuran yeni bir alanın parçasıdır. Kur’an-ı Kerim’in uyardığı gıybet, iftira ve haksızlıklar artık yalnızca yüz yüze değil, ekranlar aracılığıyla da işleniyor. Ve belki de en çarpıcı soru şudur: Parmaklarımızın hafifliğiyle işlediğimiz bu hatalar, ahirette omuzlarımıza ne kadar ağır yüklenecek?

Allah’ın affedebileceği haklar ile kulların affına bağlı olan haklar arasındaki fark işte burada ortaya çıkıyor. Allah Teâlâ, haklarını rahmet ve merhametiyle affederken, kulların hakkını yine kullara bırakmıştır. Üzerinde hakkı bulunan kişiden helallik almayı vazife kılmıştır.

Dijital ortamda işlenen fiillerin de amel defterine yazılması insanın aklından çıkmamalıdır. Nitekim Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), müflis kimseyi anlattığı hadis-i şerifinde: “iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevaplarının tükenmesi halinde, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.” diye buyurmuştur.

İçerik üreticilerinin hakkını ihlal etmemeli, izinsiz kullanmamalı ve etik sınırları aşmamalıyız. Başkasının içeriğini izinsiz kullanmanın “emanet” ve “hak” ihlali olması göz ardı edilemez bir durumdur. “Story”ler ve gizli ihlaller ile özel hayatı ifşa etmek ise cabası oluyor. Sosyal medyanın bizleri fark ettirmeden insanların en gizli mahremine indirgediği bu vahşet durum bize normal geliyor. Kimse görmüyor düşüncesine kapılmamalı ve ilahi gözetim altında olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Niyetin dijital eylemlerdeki rolünü tam anlamıyla kavramalıyız. Bunun ‘sadece şaka amaçlı mı yoksa hak ihlali mi’ olduğu hakkında keskin ve net bir çizgi çekmeliyiz. “Paylaş” butonunun vicdani yükünü kaldırabilecek miyiz diye düşünmeliyiz. Ayrıca sosyal medyada paylaşılan bilginin doğruluğundan emin olmalı ve doğrulanmamış bir bilgiyi yaymamalıyız.

Dijital kul hakkının medeni hukukta yasal sınırları ve yaptırımları bulunmaktadır. Sosyal medyada kullanıcılarının paylaştıkları içeriklerde en çok karşılaşılan ihlal şekilleri; içeriklerin hakaret, tehdit, iftira niteliği taşıyan unsurları barındırmasıdır. Bunun sonucunda kişinin şeref, haysiyet ve itibarı zedelenmektedir. Ayrıca müstehcen unsurları barındıran veya taciz mesajları ile de kişilerin manevi bütünlüğü ihlal edilmektedir. İçeriklerin kazanç getirmesi durumunda kişinin malvarlığından sayılır. Kişinin bu hakları malvarlığı kapsamında değerlendirilir. Kişinin malvarlığında azalmanın veya kayıplarının da maddi tazminat ile giderilmesi mümkündür.

Dijital içeriklerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, bu içeriklerin kişinin özel hayatı, onuru ve saygınlığı gibi kişilik değerlerini barındırması nedeniyle bir kişilik hakkı ihlali oluşturur. Hukuki anlamda kişilik; kişinin isim, hayat, sağlık, şeref ve haysiyet, hürriyet, resim gibi değeri parayla ölçülemeyen şahıs varlığı değerleri ile değeri parayla ölçülebilen haklar ve borçlar malvarlığı değerlerinin toplamından oluşan hukuki değerler ve durumlar bütünü olduğu söylenebilir.

İslam ahlakında ise kul hakkı; bireylerin can, mal, namus, ırz ve onur gibi dokunulmazlıklarını koruyan, ihlali durumunda helalleşme gerektiren temel bir ilkedir. Müslüman bir kimse, gerçek hayatta harama nasıl dikkat ediyorsa, sanal dünyada da aynı hassasiyeti göstermek, nezaket ve edep kurallarına uymak zorundadır. Dijital ortamda işlenen kul hakkı ihlallerinde, hak sahibi ile iletişime geçip helallik almak şarttır.

Teknolojinin hızlı geliştiği bu dönemde, çocuklara dijital hak bilincini temel eğitimde kazandırılmalıdır. Çocuklara dijital haklarını anlatmak, onlara internetin sadece bir oyun alanı değil, aynı zamanda bir toplum olduğunu öğretmekle başlar.

Bu bilinci aşılamak için benzetmeler yapılarak akıllarına daha iyi yerleşmesi sağlanabilir. Evin kapısını yabancılara açmamak gibi, kişisel bilgileri de paylaşmamak gerekir. Empati kurmaya teşvik etmeli, yüzüne söyleyemeyeceği şeyi klavyeden yazmanın doğru olmayacağı hissettirilmelidir.

İzin istemeyi alışkanlık haline getirmelidir. Başkasına ait bilgi veya fotoğraf paylaşmadan önce ondan izin almayı öğretmeliyiz. Bu alışkanlık, çocuğa başkalarının haklarına saygı duymayı ve kendisinin de aynı saygıyı hak ettiğini gösterir. İlerde karşılaşabileceği zorbalığa karşı dur demeyi, kötü bir yorum gördüğünde veya maruz kaldığında bildirme hakkının olduğunu bilmelidir.

Unutmayın ki çocukları yasaklamak, kısıtlamak yerine rehberlik edip doğruyu öğretmek, çocuğun dijital dünyada nasıl davranacağını ve kendini savunabilmesini sağlar. Kendi yaptıklarımızı düzeltirken, gelecek nesillerin de aynı hataya düşmemesi için gayret göstermeliyiz. En büyük rehber, ailenin çocuğa örnek oluşudur. Herkes yaptıklarının sorumluluğunu taşıdığı bilincini kaybetmez ise toplumda nasıl sorun çıkabilir ki?

One thought on “Dijital Kul Hakkı

  • ABDULLAH

    Hocam Allah razı olsun bol bol istifade ettik

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir