İnsanlığı Babası Hz. Âdem-I
Kâinat, insanın var olacağından habersiz beklemekteydi. Yeryüzü cinlerin meskeni ve ibadet yeriydi. Cinlerin yeryüzünde fesat çıkaranları olduğu gibi ibadete ve itaate bağlı olanları da vardı. Allah (c.c) insanı yaratmayı irade etti. Ve meleklerine “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” buyurdu. Melekler kendilerinin Allah’a ibadette kusur etmediklerini ve yeryüzünde yaratılacak irade sahibi bir varlığın cinler gibi fesat çıkaracağını arz ettiler. Yalnız Allah her şeyi en iyi bilendi ve onların bilmediklerini de bilirdi.
Allah kemâlâtın zirvesinde yaratılacak insanın hamuruna yeryüzünden kızıl, siyah ve beyaz topraklar koydu. Ve bu hamuru, tüm elementleri ve kıymetleri ihtiva eden bir mayayla mayaladı. Artık Hz. Âdem yaratılmaya hazırdı. Rab Teala yeryüzünün topraklarından bir çamur yaptı ve onu gelmesi gereken en mükemmel halde şekillendirerek bıraktı. Âdem bu surette yıllar yılı bekledi. Melekler şaşkınlıkla Hz. Âdem’in cesedini izliyorlar, etrafında dönüp hayret ediyorlardı. Allah (azze ve celle) Melekleri topladı ve uzun yıllar beklettiği Hz. Âdem’e can vereceğini ve ona can verdiği anda hep birden secdeye kapanacaklarını buyurdu. Allah Teala ona ruhundan (hayat verme sıfatından) üfledi ve Âdem can buldu. O anda hep birden boyun büken Melekler eğilmiş yalnız aralarında cinlerden olan İblis kalmıştı. Nasıl secde edebilirdi ki? Onun topraktan, kendisinin ise ateşten olduğu düşüncesi asıl manayı unutturmuştu.
”Allah’tan başkasına secde etmek küfürdür Bu yüzden yapılan bu secde ibadet maksadıyla değil saygı maksadıyla yapılmıştır. Ve yahut buradaki secde Allah’a yapılmış, yalnız kıblegâh Âdem aleyhiselam olarak tayin edilmiştir.”
Madde ve materyal tasavvuru mananın, mefhumun ve hikmetin önüne geçmiş, kibrine yenik düşmüştü. Allah’a itaat eden bir kul olamamıştı. Allah bu isyanı sebebiyle onu cennetten kovmuş ve ahirete kadar ona mühlet vermişti. Böylelikle Şeytan ile Âdemoğulları arasındaki kavga başlamış oldu. Büyük Merasim meleklerin saygı ve tazimiyle sonlanmıştı. Âdem aleyhisselam biyolojik, fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik olarak hiçbir eksik olmadan tam olarak yaratılmıştı. Allah ona belki sonradan unutulacak veya hala unutulmamış tüm ilimleri öğretmişti.
Allah kendi Âlim sıfatıyla bir insanı vasıflamış, o insan ise ilmin tadına ve özüne, tattırıldığı kadar vakıf olmuştu.Bütün diller ve yazıların kaynağı ona ilahi bir ilham ile tevdi edilmiş, ilmi ve manevi olarak da olgunlaşmıştı. Allah yeryüzünde Âdem’i halife kılmıştı ve onu üstün tutmuştu. Âdem oğulları yeryüzünü imar edecek çeşitli keşiflere imza atacaktı.
Meleklerin İmtihanı
Allah Melekleri ve Âdemi sınamak istedi ve katı, sıvı, gaz, canlı ve cansız varlıklar yaratıp bunların ne olduğunu sordu? melekler daha önce görmedikleri bu ilginç şeyleri bilmiyorlardı. Oysaki Âdem onları teker teker saydı ve ne işe yaradığını açıkladı. Böylelikle melekler Hz. Âdem’in üstünlüğünü kabul ettiler. Bilenler ile bilmeyenler eşit olamazdı. Ancak irade sahibi insanlar bu iradeyi düzgün kullanırsalar meleklerin üstüne çıkabilirler, yanlış kullanımda ise hayvanların ayaklarının altına düşerler ve yahut daha zelil olurlardı.
Meleklerin Secdesi
Allah’tan başkasına secde etmek küfürdür. Bu yüzden yapılan bu secde ibadet maksadıyla değil saygı maksadıyla yapılmıştır. Yahut bazı alimlerin bildirdiği üzere buradaki secde Allah’a yapılmış, yalnız kıblegah Âdem aleyhisselam olarak tayin edilmiştir.
Âdemden önce Adem (Yokluk)
Âdemden önce hiçbir insani varlık yoktu. Hatta tek varlık yokluktu. Yalnız ilk insan oydu ve ondan önce insanlığın varlığı düşünülemezdi. ‘‘Âdem’den önce âlemde Âdemler vardı.’’ iddiası asılsız olmakla beraber 6.yüzyıla kadar böyle bir konunun varlığı zikredilmemiştir. Hadis rivayeti ile bir iki yerde geçse de bu asılsız bir iddiadır. Bu iddiaya delil olarak meleklerin yeryüzünde yaratılacak bir insanın fesat çıkaracağını bilmeleri gösterilse de meleklerin bilmesi ya önceden yaratılan cinlerin iradeleri sebebiyle çıkardıkları fesada kıyas yaparak ya da Mukarrebun melekleri tarafından Levh-i Mahfuz’daki bilgilere ulaşarak çıkardıkları bir sonuçtur.
Ehli Sünnet itikadına göre ilk insan Hz. Âdemdir. Ondan önce bir Âdemin varlığı ademdir (yoktur). Başka varlıkların olduğu düşüncesi vehim olunsa da ilk insani nitelik Âdemde var olmuştur ve âlem kadim değildir. Yani bir yaratanı vardır…
